Son Dakika
  • Yıldız Dağı

    Köyümüzün kameraya yansıyan muazzam bir görüntüsü...

  • Değirmanaltı Şelalesi

    Defalarca şahit oluyoruz köyümüzün eşsiz güzelliğine...

YILDIZ BELDESİNİN KÜLTÜREL DEĞERLERİ

    Sivas ve çevresi, Malazgirt Zaferinin hemen sonrasında 1075 tarihinde Türklerin eline geçmişti. Bu yüzyıllarda Sivas, Erzincan, Kayseri ve Tokat bölgelerinde Türk askeri garnizonları kurulmuş, Türkistan’daki Yesevilik geleneğine bağlı gazi-dervişler bu bölgeleri manen fethetme yoluna girişmişlerdir. Sivas’ın Müslüman Türk yurdu olmasında Danişmendliler ve Kadı Burhaneddin Beyliğinin önemli rolleri olmuştur. Hazar ötesindeki yarı göçebe Oğuz toplulukları kitleler hâlinde buralara gelmeye başlamışlardır.

    11. yüzyıldan itibaren büyük kitleler hâline Anadolu’ya akan Türkler, hayvancılık ve tarım koşullarına uygun olan yaylaklara yerleşmişlerdir. Yıldız dağı etekleri de bunun için çok uygundu. Yıldız beldesi ve civarındaki köylerin yaşam kültürlerine bakıldığında bunların Oğuz Türklerine özellikler taşıdıkları görülmektedir. Peki bunu nasıl tespit ediyoruz? Antropoloji (kültürbilimi) araştırmaları, verilerini tarihi ve coğrafi düzlemde, dil ve maddi kültür kodlarını birleştirerek yapar. Yani bir topluluğun etnik yapısını incelemek için onun dil özelliklerine ve folklorik gelenekleri incelenir, sonra da onunla benzerlik gösteren diğer sosyal topluluklarla olan bağları tespit edilir.
    Yıldız beldesi, konuşma biçimi (ağız özellikleri) ve folklorik gelenekleri daha çok Sivas,  Tokat ve Zile’ye benzemektedir. Yöremizdeki ağızların oluştuğu yer tarihî Oğuz yurdu olan Türkmenistan’dır. Ağızların bağlantıları araştırıldığında Türkiye ile Türkmenistan ve Azerbaycan Türkleri arasında çok yakın etnik ve kültürel bağların mevcut olduğu görülür. Beldemizde, Türkiye’nin başka yerlerinde pek bilinmeyen en Eski Türkçe kelimelere rastlanmaktadır. Yıldız’da kullanılan birtakım kelimelerin aynısını Doğu Türkistan’da, Kazakistan’da, Türkmenistan’da da işittim. Bunlardan en çok dikkatimi çeken  “yiti” sözü olmuştur. Bilindiği üzere ekşimiş yoğurt veya ayrana beldemizde “yiti” deniyor. Bu kelime Kazakça jiti, Türkmencede de yiti biçiminde kullanılıyor. Yine yöremizde kullanılan ag “giysinin iki bacak arasınadaki bölümü”,ağuz “hayvanların ilk sütü”, alışmak “ateşteki odunların tutuşması”,seğirtmek “koşmak”, yumuş “iş, hizmet”, ağmak “yükselmek”,evmek “acele etmek”, sorutmak “ayakta durmak”, verep “eğri, çapraz”, aba “anne, abla”, imize “ağabey”, çağmak “güneşin doğması”, yağını “sırt”, eğnen- “ceketi omuzlar üzerine asmak”,buzalacı “buzağı doğuracak inek”, höllük “nemli toprak”… gibi sözcükler Eski Türkçe ile Yıldız’ın kültürel bağlarını ortaya koyan en sağlam söz tanıklarıdır. Yıldızda kullanılan kelimelerin birçoğunun, Dede Korkut Hikâyeleri ve  Divânü Lügâti’t-Türk’te de geçiyor olması dikkat çekicidir. Bunlara benzer başka birçok kelime, deyim ve atasözü Yıldız kültürünün zenginliğini, tarihselliğini ve Orta Asya’daki ata yurdumuzla olan kültürel bağlarımızı göstermektedir.
    Folklorik özellikler bakımından da Yıldız beldesi Oğuz Türklerinin geleneklerini tam olarak yansıtmaktadır. Kadın giysileri, halı ve kilim desenleri, müzikler Türkmenistan Türkmenleriyle büyük benzerlikler gösteriyor. Düğün törenlerinde de Eski Türklerin uygulamalarıyla büyük benzerlikler göze çarpıyor. Düğün başlamadan önce bayrak direğinin dikilmesi, direğin ucuna soğana batırılmış tavuk teleklerinin asılması Şaman törenlerinden kalan bir gelenektir. Telek, yüksekliği, erişilmezliği ve arılığı simgeliyor. Buna benzer törenler Anadolu’nun pek az yöresinde kalmıştır. Bundan 30-40 yıl öncesinde hatırladığım kadarıyla düğünlerde sağdıç ve güveyiye “al” takarlardı. Kırmızı renkli ve üzeri pullarla süslü bu al, toplumsal hiyerarşiyi gösteren önemli bir belirtidir. Bugün birçok Türk topluluğunda bu rengin önemli sembol değeri vardır. “Türkün gözü aldadır” sözü, bunun bir yansıması olarak günümüze kadar gelmiştir. Ölülerin ruhu için verilen “can yemeği”, nazar için kurşun dökülmesi, al karısı gibi birtakım inanmalar da Orta Asya Türk geleneklerindendir.

    Beldemiz büyüyor, gelişiyor. Bu gelişmelere paralel olarak tarihi, kültürü, dil ve sanat değerleri kayda geçirilmelidir. Çünkü teknolojinin yaygınlaşması ile gelenek ve göreneklerimiz unutulup gidiyor. Bunların bir kitap hâlinde yayımlanması yahut internet ortamında herkesin bilgisine sunulması büyük önem taşıyor. Bugün Yıldız beldesinde doğanların büyük bir bölümü köyünde yaşamıyor. Ama onlar benim gibi nüfuz cüzdanlarında “Yıldız” adını korumaya devam ediyorlar ve bundan da gurur duyuyorlar. Gurbetteki ikinci, üçüncü kuşak Yıldızlılara, Yıldız’ı tanıtmak için neler yapılabilir? Bunları düşünmek zorundayız. Duyduğuma göre İstanbul,  İzmir, Sivas ve Tokat’ta köy dernekleri kurulmuş. Bunlar güzel birliktelikler, fakat yeterli değil. Dernekler gündelik yardımlaşma işlerini yürütürler. Bunun yanında köyümüzü her bakımdan tanıtacak projeler üretmek zorundayız.  Çünkü yeni yetişen kuşaklara, çocuklarımıza, torunlarımıza Yıldız’ın değerlerini öğretmeliyiz. Ancak o zaman geçmişimize, dedelerimize, atalarımıza olan borcumuzu ödemiş oluruz.

    Prof. Dr. Ali AKAR

    www.aliakar.com

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

    Edebiyat Fakültesi

    Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

    Hakkında Mehmet BOZKURT

    İlginizi Çekebilir

    Yıldız Dağı – Sıcak Çermik ve Havaalanı Yolu

    Share Tweet Yıldız Dağı – Sıcak Çermik ve Havaalanı arasındaki bağlantı yolunun yapımı için çalışmalara …

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Yıldız Beldesi * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.